Kültürümüz ve toplumumuz

Kültürümüzün yozlaştığı bir süreçten geçiyoruz. Özellikle batının her alanda olduğu gibi kültürel alanda da toplumumuz üzerinde çok büyük tesirleri olduğunu söylemek mümkün.

"Eskiden" diye başlayan ifadelerimiz vardır hep. En başta sözkonusu olan gençliğimizdir bu ifadelerde. Gençliğin hal ve hareketleri, tavırları gittikçe "eski"yi özletecek gibi...

Bir toplumun kültüründeki en büyük etken hiç kuşkusuz dindir. Din insanoğlunun yaşamında her zaman büyük bir yer tutan bir olgudur. Yaşamsal anlamda dinsiz insan yoktur, dinsiz olduğunu iddia eden dahi yaşayış tarzıyla bir dine mensuptur. Bilakis insanın dini insanın hayat tarzından ibarettir.

Efendim mesele şudur; toplumumuzda (ve bize benzer dünyanın pek çok ülkesinde) mensup olduğumuz ve kültürümüzün şekillenmesinde çok önemli rol oynamış, bize birçok zenginlikler kazandırmış dinimizin kültürümüz üzerindeki etkisi, hem edilgen faktörlerle azalmış durumda hem de maksatlı bir şekilde azaltılmak isteniyor.

İslamın güzelliklerini görmemiş veya gördüğü halde yaşamayan, yaşamak istemeyen sözde aydınlarımız -tabii bu durumda diğerleri karanlıkta oluyor(!)- her fırsatta başka başka dallara tutunarak, başka derelerden sular getirerek, bazen bilimden, bazen gelişmişlikten, batıdan, "sonra bize ne derler"den dem vurarak; toplumumuzu dinden uzaklaştırmak için, din haricinde olan ne varsa onlarla meşgul tutmaya çalışıp, dini yaşamak orda dursun, dinle ilgili her türlü şeyi, dini konuşmayı, dinden bahsetmeyi engellemeye çalışmaktadırlar.

Öte yandan malesef kurulan gizli tuzakları görmeyen, gözönünde olanın arka planında ne olduğunu düşünemeyen, olayların aslında kuklaların değil kuklacı(lar)ın ellerinde planlandığını anlayamayan gençliğimiz, kültürel gelişiminin girdilerini beklendiği gibi tamamen dinden uzak, batının ve İslam düşmanlarının istekleri doğrultusunda almakta, bunun neticesinde ortaya başıboş, ne yaptığını bilmeyen, hiçbir şeyden zevk alamayan, ruhi yönden gelişmemiş, psikolojik sorunlarla boğuşan, hayattaki problemlerinin çözümünü yanlış yerlerde arayan, yanlış hedeflere varan bir gençlik görmekteyiz.

Böylesine karamsar bir tablo olmasını istemezdim, böyle bir tabloyu bu sayfalarda göz önüne sermek istemezdim ama işte bu tabloyu birileri toz pembe gösteriyor. Birileri pembe vaatlerde bulunuyor, birileri para, makam, şöhret vadediyor; kendi çıkarları için ne gerekiyorsa yapıyorlar.

Artık teknoloji de bu denli batının elinde geliştikten ve biz onlara muhtaç olacağımıza, tüm imkanlarımızı seferber etmedikten sonra, başta teknik yollarla, devamında başka başka yollarla yaşam tarzımızı dolayısıyla kültürümüzü değiştiriyoruz haliyle...

Ama bir durup düşünmemiz gerekiyordu değil mi? Bilmemiz gerekiyordu, sorgulamamız gerekiyordu, kendimiz olmamız gerekiyordu, kendi düşüncemiz, kendi ideolojimiz kendi kültürümüzle olacaktı ve şekillenecekti.

Böyle basit durumlara düşmeyecektik, bu kadar ucuz değildik.

Şimdi durup sorgulamayı en başından yapalım, biz nerdeyiz, neyin peşindeyiz, nereye gidiyoruz? Ya da nereye sürükleniyoruz...

Selametle...

 

1 yorum:

  1. Talha Can yazdı:

    Elinize sağlık İsmail Bey...
    Din-ilim-modern çağ ile ilgili bir çok bulanık yorumla karşılaşıyoruz. Ahmet Kurucan'ın güzel bir yazısı:
    http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=585560

    08 Eylül 2007 21:44