batı ve batılı olmayanlar..
şu bizim ekmeğine yağ süre süre yağlı ekmek değil de adeta ekmekli yağ yedirdiğimiz "batı" var ya;
hani şu bizim medeniyet onlarda deyip de kuyruğuna yapıştığımız "batı"...
bizim (tabiri caizse) kendisine olan yalakalığımızı gördükçe azıp şımaran, "heey siz kim oluyorsunuz yerliler" diyen,
ahlakımızı sömüren, bizi bizden eden, bizi kendisine muhtaç etmeye çalışan batı,
yüzyıllar öncesinden bizden alıp-çaldıklarıyla şimdi bize "kabadayılık" taslayan batı,
içten içe bizi çökertip, geleceğimizi esir tutmak isteyen batı,
bizler mutlu ve huzurlu bir hayat sürerken, "hayır siz geri kalmışsınız, size medeniyeti ulaştırmamız gerek" diyerek, illa o pis ayaklarını temiz topraklarımıza sokan batı,
her fırsatta "haçlı" zihniyetini kusan batı,
çıkarı için biz "yerli"leri hiç gözünü kırpmadan katledebilen, birbirlerine düşüren, kardeşi kardeşe vurdurtan, insani duyguların bir zerresini bile tatmamış batı...
....
ve bizimkiler, bizler,
"aa evet, doğru söylüyorlar", deyip de onlara kanan, "biz geri kalmışız yahu, medeniyet onlarda" diyen bizler,
her kötü dediklerine tu-kaka diyen bizler,
geri kalan, geri bırakılan, geriden takip eden, "gerici" bizler,
gelişmenin ölçüsünü batıdan alan bizler,
...
...
"adam" olmak için ne yapmamız gerektiğini bilmiyor muyuz?
gelişmek için, geride kalmamak için?
daha doğrusu geri kalmışlığın ne demek olduğunu kimden öğreneceğimizi bilmiyor muyuz?
uyanık olmayı ve uyanık kalmayı beceremeyecek kadar "aptal" mıyız (hatırlarsınız ünlü bir deyimdi bu aptal deyimi)?
bizi istanbul'umuzdan, kudüs'ümüzden, bağdat'ımızdan ayırmaya çalıştıklarını bilmiyor muyuz?
...
bilmemiz gerekmiyor muydu?
...
dipnot:
su uyur düşman uyumaz...
